Dip Dizisi – Bu dünya niye böyle?

Dip, PuhuTV’nin yeni dönem işlerinden. Büyük ihtimalle duydunuz ama yine de özet geçeyim, aksiyon-polisiye tarzındaki dizinin başrollerini İlker Kaleli ve Neslihan Atagül paylaşıyor. Bir de Berrak Tüzünataç var, başrol mü değil mi karar veremedim zira Kaleli’nin her gün hayalini gördüğü ölen karısı rolünde. Kadroda Bülent Emin Yarar, Lale Mansur, Gün Koper, Olgun Toker, Can Gox ve Feridun Düzağaç da var yani şöyle bir göz attığınız zaman kadro sizi diziyi izlemeye ikna ediyor bile. Henüz ilk üç bölümü yayında olan Dip Dizisi’nin yönetmen koltuğunda Uygar Kutlu oturuyor.

Dip dizisi başrol oyuncuları

Nasıldır bu Dip?

Öncelikle, bir dizi eleştirmeni olmayabilirim ama bir seyirciyim. Bu da bana izlediğim yapımı eleştirme hakkını gayet veriyor, konuya buradan başlayarak gireyim. “Yahu sen kimsin? Kimsin de kimi eleştiriyorsun?” sorunuza böyle cevap vermiş olarak yazıma devam edeceğim. Ben izleyiciyim kardeşim, yapılan ürün bana sunuluyorsa olumlu da olumsuz da eleştirme hakkım var. “Sen çık da daha iyisini yap!” diyecekler için de tekrarlayayım. Ben oyuncu, senarist, yönetmen ya da yapımcı değil seyirciyim. Daha iyisini yapabiliyor olsaydım zaten çıkıp daha iyisini yapardım.

Ama ben makarna yapmayı bilmiyorsam bu aşçıya tabağıma kötü makarna koyma hakkı vermez değil dimi? Makarna yapamasam da makarnanın tadını alabilirim!

Dip dizisi zaten kadrosuyla bende bir merak uyandırmıştı. İzlediğim zaman çabuk benimsedim diziyi. Zaten çok koyu bir “Poyraz Karayel” hayranı olduğum için İlker Kaleli’nin depresif ve tehlikeli hallerini hazmetmek de benim için kolay oldu. Fakat sanırım koyu Poyrazcı olmamın etkisiyle İlker Kaleli’yi Poyraz’ın hayatının devamını izler gibi izliyorum. Poyraz Karayel’in finalinde Ayşegül ölmüş, Poyraz delirmişti. Sanki Poyraz daha sonra tam akıllanamamış da çıkmış adını sanını değiştirmiş “Sahir” olmuş, bir şekilde polisliğe devam etmiş gibi.

Sahir devamlı intihar eden eşi Ekin’in hayalini görüyor.

Ama dediğim gibi sadece ben bu gözle bakmış olabilirim diziye çünkü Poyraz Karayel etkisinden çıkamadım.

Diziyi izlerken insan geriliyor hatta zaman zaman boğulur gibi oluyor. Kendinizi o depresif havayı solurken buluyorsunuz. Tabii ki bu durum, oyuncuların çok iyi iş çıkarmasından kaynaklanıyor. Sizi de dizinin içine sokuyorlar tamamen.

Bir de tipler çok gerçekçi, ortada sahte gülüşlerle salınan saçma salak tipler değil her gün çevrenizde gördüğünüz insanlar var. “Aha aynı bizim Mahmut lan” olayını yaşayabilirsiniz yani.

Fakat bir mesele var ki, sanırım sadece benim dikkatimi çekmemiş bu. Neslihan Atagül ve Berrak Tüzünataç biraz emanet duruyor. Berrak Tüzünataç bir ölüyü canlandırdığı için öyle geliyor belki de bilemiyorum. Ama Neslihan Atagül o rolün kadını değil sanki. Zaten neden 25 yaşında taze bir kadını böyle ağır bir rolün altına soktular ki? Neslihan Atagül “kadınsı” değil “genç kızımsı” duruyor. Böylesine derin ve ağır bir karakteri daha kadınsı bir oyuncu oynamalıydı kanaatimce. Çünkü bir türlü oturtamıyorum, ilerde Bilge ile Sahir aşk yaşarsa da oturtamayacağım, Sahir her an Bilge’ye bakkaldan balon alacak gibime gelecek.

Söylediklerimi Neslihan Atagül’e yüklenmek olarak görmeyin, bu sadece yanlış role yanlış insan olayı. Birkaç projesi tutan insanlara onlardan büyük roller verirseniz elinizde patlar, bu o insanın kötü oyunculuk yapmasıyla değil karakterle örtüşmemesiyle ilgilidir. Örneğin Hande Erçel’in ilk dizisindeki performansı çok beğenildiği halde neden Siyah İnci dizisindeki performansı yerin dibine battı biliyor musunuz? Çünkü o 24 yaşında gencecik bir kadın, o rol için öyle taze ki. Role girmek için paralanıyor, kendini yırtıyor ama bu sadece daha da yapay görünmesine neden oluyor. Bir de o rolde Beren Saat’i düşünsenize… Anlatmak istediğim noktayı yakalayabildiniz mi?

Dip dizisine dönecek olursak…

Dizide başka gözünüzü tırmalayan hiçbir şey olmayacak, buna söz verebilirim. Sadece devamlı merak içinde kalacaksınız. Tam bir şey ortaya çıkıyor, yerini yeni bir sırra bırakıyor. “Vay bu böyle miymiş?” dedikten hemen sonra “acaba niye böyleymiş ki?” diye düşünürken bulacaksınız kendinizi. İlk iki bölüm bir tık daha yavaş ama üçüncü bölümde tempo artıyor. Sanırım bundan sonra da hız kesmeyecek. Bu arada not, üçüncü bölümde sürprizli son var.

Yani demem o ki şahsımca puanım 10 üzerinden 9. Aksiyonu, macerayı, depresif ama hareketli olayları severseniz Dip’i seveceksiniz.

Dizinin açılış sahnesi

Dizide en çok sevdiğim iki noktayı da şuraya yazarak bitireyim:

Birincisi, “ölenle ölünür.” Siz diğer dizilere bakmayın, karınız öldükten sonra teselli ararken tanıştığınız insana aşık olup “iyi ki karım ölmüş de seni tanımışım hayatımın aşkı” tavırlarına girmezsiniz. Acı bu kadar kolay biten bir şey değil. Gerçek hayatta acıyı Sahir gibi yaşarsınız, kendinizi hep suçlarsınız, suçlu olsanız da olmasanız da hatayı kendinizde bulursunuz, hayatınız boyunca o acı olduk olmadık yerde aklınıza gelir. Zaman her şeyin ilacı falan değildir, kabullenmek her şeyin ilacıdır. Ne yazık ki hiçbir şey zamanla geçmez, zamanla kalbinizdeki ve beyninizdeki yerini derinleştirir. Yaşadığınız o büyük acı hayatınızın geri kalanını şekillendirecektir hatta. “Hayat devam ediyor” olayı yalan, hayat devam ediyor ama çok farklı bir yönde. Siz artık eski siz değilsiniz. Bu gerçekliği olduğu gibi yansıtan ve Sahir’e hayatı devam ettirmeyen Dip dizisine sonsuz teşekkür ediyorum. Gerçeklik her şeydir.

İkincisi, o jenerik müziği ne güzel müziktir öyle? İşte şuraya bırakıyorum, sigara dumanına alerjisi olan beni sigara yakmaya ikna edecek neredeyse. Gaye Su Akyol’a büyük alkışlar.

 

 

 

  • Site İçi Yorumlar
  • Şahsiyet dizisi : Şahsiyetli işleri severiz – Bi' Bilenn1 sene önce
  • […] uygun davranıyorlar, gerçekten çok seviyorum ben bu tarz “gerçek” karakterleri. Dip dizisi yazımda da bahsetmiştim, gerçeklik her […]

  • Bir mucize olsun dizisi neden final yaptı? – Bi' Bilenn1 sene önce
  • […] eminim. Zaten sorun çoğu zaman oyuncularda değil hikayelerde yahut rollerde oluyor. Dip dizisi ile ilgili yazımda yanlış insan yanlış rol olayına değinmiştim, tekrar açmayayım […]