Enerji ile tedavi olur mu?

Dünya üzerinde sayısız tedavi yöntemi mevcut fakat hiçbiri enerjiyi içerisine alan meditasyonlar kadar tartışılmamıştır. İnananı kadar inanmayanı, enerji ile tedavinin geçersizliğini savunan da çok. Peki nedir bu enerji tedavisi?

Uluslararası alanda enerji ile tedavi yöntemleri ülkemize nazaran oldukça fazla. Üzerine tezler yazılmış olan enerjiyle tedavi, genelde, hasta üzerinde yapılmış olan tedavinin tamamlayıcısı olarak nitelendirilmiştir.Yani kanser hastası birisinin tedavisine modern tıp yöntemlerini kullanıldıktan sonra,iyileşmesinin hızlandırılması için alternatif olarak görülen enerji tedavisi ile devam ediliyor.

Tabii ki bunun yanında enerji ile tedaviyi profesyonel olarak kullanan kişi sayısı da azımsanmayacak kadar fazla.

Peki  sürekli tekrarladığımız enerji ve enerji tedavisi nedir?

Tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemlerinde temel felsefe insanın büyük kozmik enerjinin bir enerji parçacığı olarak yorumlanmasıdır. Buna göre, vücuttaki hastalık ve bozukluklar bu enerji akışındaki problemlerden kaynaklanmaktadır. NCCAM yüzlerce tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemleri olduğunu bildirmiştir.¹

Meditasyon,dua, bitkiler, kriyopratik, teröpatik masaj…

Bir çok yöntem mevcut.Bizim konu edindiğimiz enerji  içerikli terapiler: Reiki, teröpatik dokunma, akupunktur, biyoelektromanyetik bazlı terapilerdir.

Evrendeki her şey, buna boşluk da dahil, bir enerjiden var olmuştur. Enerjinin varlığını ise bay ve bayan Kirlian’ın yaptığı kamera ile şans eseri olarak ortaya çıkardıkları Kirlian fotoğrafçılığı olarak adlandırılan yöntemle anlama ve görme şansı elde ediyoruz. Kirlian fotoğrafları, madde ötesi ve ruhun varlığının mevcut olduğu yönünde önemli bir delildir.

Kirlian Kamerası

Kirlian Kamerası cansız nesne veya canlı varlıkların fotoğraf görüntülerinin yüksek değerli bir elektriksel alan vasıtasıyla elde edildiği cihazdır. Kamera başlangıçta, bitkilerin veya onların bazı kısımlarının, özellikle yapraklarının fotoğraflarının çekilmesinde kullanılmıştır. Daha sonraları ise, insan vücudundan yayılan biyo elektriksel manyetik enerjinin resimleri de çekilmiştir.

İnsanda değişik şekillere bürünen bir biyoenerji sistemi bulunmaktadır. Yani fiziksel, elektriksel, biyoelektriksel, biyoenzimatik enerjiler. Bu enerji formları karşılıklı olarak birbirine dönüşmektedir. Her canlı hücre bir şebekeye bağlıdır ve hiçbir hücre bağımsız değildir. Vücudumuzda tüm organlarımızı saran ve fiziksel, kimyasal, hücresel düzeyde değişebilen bir sinir sistemi enerjisi mevcuttur.

Fiziki bedenimizle diğer bir canlıya yaklaşıp ona dokunduğumuzda aynı zamanda enerjimizi de o canlı ile irtibata geçiririz. Bu durumda bir biyoenerji diğer bir biyoenerji ile temas etmiş olur ve bu şekilde bir enerji alışverişine yol açar. Enerjilerin yarattığı karşılıklı alışveriş , profesyonel olarak yapılırsa tamamlayıcı bir enerji tedavisi uygulanmasına imkan verir.

Kendine özgü bir enerji taşıyan yalnızca insanlar değildir; her hücre, her organ ve bedenin her sistemi de kendine özgü bir enerjiye sahiptir.

Hastalandığımızda hastalık bedenimizden önce enerjimizde meydana gelir, semptomlar şeklinde. Bu nedenle hastalığın tedavi edilme sürecinde enerjiden de faydalanılır.

 

Etrafımızdaki enerjiler içimizdeki enerjileri de etkiler.İnsanların enerjilerinin başkalarına olan etkisi üzerinde bilimsel çalışmalar yapıldı. Bir insanın kalbinin ürettiği enerji, deriye bağlanan elektrotlar aracılığı ile bir elektrokardiyogram ile ölçüldüğünde görüldüğü gibi, bir başkasının kalp aktivitesi ve beyin dalgaları üzerinde etki sahibidir. İki insan fiziksel temas halindeyken etki en güçlü seviyesine varır ama insanlar birbirlerinden bir metre uzakta dururken etki yine görülebilir.

Enerjileriniz ritmik ve berrak olduğu zaman sağlığınızı desteklerler. Bir kişinin elektrokardiyogramındaki dalga modelleri ne kadar tutarlıysa sinir, hormon ve bağışıklık sisteminin fonksiyonları da o kadar verimlidir. Bir pilot çalışmada tutarlı bir elektrokardiyogram sinyali, büyüme hızı yavaşlatılmış olan kültür ortamındaki kanser hücreleriyle ve daha hızlı büyüme hızına sahip olan sağlıklı hücrelerle uyumlandırılmıştı. Şifa seansları sırasında şifacının ve hastanın beyin dalgaları da bir tutarlılık ve senkronizasyon durumuna girerek, tek bir enerji alanına dönüşür. Bu birlik halinin hastanın kanındaki hemoglobin seviyesini artırdığı, ağrının şiddetini azalttığı, endişe oranını düşürdüğü ve yaraları daha hızlı iyileştirdiği görülmüştür.

 

Kaynak
¹The Effect of Reiki Touch Therapy on Pain and Anxiety Tülay Sağkal , İsmet Eşer, Meltem Uyar

Kenan Boyraz