Aldatılma olgusu : Ne eşiniz aldatsın ne de siz kendinizi aldatın

Geçen hafta “Aldatıldığından haberin var mı?”  adlı yazımda aldatılma hallerinden bahsetmiştim, bir de size bir hikâye anlatacağımı söylemiştim efendim, anlatayım. Siz de yorumlayın.

Bir kadın, eşinin arabasının oturdukları apartmanın önüne gelip park ettiğini görüyor camdan. Sonra bekliyor, bekliyor adam eve gelmiyor. Bir saat sonrasına kadar adam yok. Bir saat sonra adam eve geliyor, kadın arabayı bir saat önce gördüğünü söylüyor. Adam diyor ki “evet ya park edince uyumuşum.”

aldatılma

Aldatılma korkusu aldatılma olgusuna dönüştüğü zaman yapılacak en kötü şey, insanın kendi kendini kandırmaya çalışmasıdır.

Gerçekten mi?

Aranızda kaç tane arabayı park edip kontağı kapatır kapatmaz uyuyakalan var? Lütfen varsa benimle paylaşın çünkü böyle bir durumun gerçek olma ihtimali nedir öylesine merak ediyorum ki.

Muntazam bir olay bence. Evinin önüne kadar gidiyorsun, park ediyorsun, arabayı durduruyorsun ve o an uyuyorsun. Arabandan çıkıp dairene gidemeyecek kadar uykulusun ama arabayı sağ salim getirip düzgünce park edip kapatabilmişsin. Mükemmel bir yetenek. Sanırım bir dilenciye çok iyi bir para vermiş, çok sağlam bir dua almış bu kişi.

Ya da karşısındakini enayi yerine koyuyor.

Öyle güzel koyuyor ki hem de! arabayı evinin önüne, karısının burnunun dibine kadar sokup, bir saat ortadan kaybolup bi’ işler çevirip evine gidiyor, pişkin pişkin “uyuyakalmışım yaa” diyor.

Sorunu görmezden gelmek, sorunu yok etmek anlamına gelmez, unutmayın.

Bakın şu işe, kadın da bir saat boyunca kocası gelmeyince hiç inip arabaya bakmıyor mesela. Ben olsam meraktan çatlarım. Hatta ben olsam arabayı park ettiği andan itibaren camdan izler, beni görsün diye el sallar, eve gelişini izlerim. Hadi, adam arabayı park ederken senin ocakta yemeğin vardı, bakmadın inip inmediğine. Bir saat boyunca hiç mi merak etmedin? Arabanın yanına gitmeye vaktin yoktu diyelim, hiç mi kocanı aramak aklına gelmedi?

Bu durumda ya kadın dünyanın en saf insanı, bu saflıkla bu dünyada yaşamayı başarabilen takdir edilesi bir kadın ya da sorgulamamak, duyduğuna inanmak işine geliyor.

Ne yazık ki sadece bu kadın değil, kadınların geneli böyle. Ya aklımızın ucundan geçmez aldatılıyor olmak ya da kabul etmek istemeyiz. Sanki sadece aldatılma olgusunu kabul ettiğimi zaman aldatılıyor olacağız. Yahut bizim eşimiz/sevgilimiz bir kanatsız melek, asla ama asla aldatmaz.

Tekrarlıyorum arkadaşlar, ne yazık ki asla aldatılmamak diye bir şey yok, keşke olsa. Herhalde bunu garantilemenin tek yolu eşinizi/sevgilinizi hadım ettirmek veya beyaz yün içlik giydirmek.

Şaka bir yana, erkeklerin özünü unutmayalım, onlar erkek olmaktan önce “insan”lar. Her insan nefse sahip, her insan hata yapar. “Asla yapmaz” diyerek en büyük hayatı yapan, gerçeklere gözlerini kapatan siz olmayın yoksa park edilmiş arabadan saatler sonra eve gelecek kocayı bekleyen kadının yerinde siz olursunuz.

Ve siz aldatılmayı hiç hak etmiyorsunuz.