Tuz : Sağlıksız bir yemek partneri

Tuz ve geçmişten günümüze yolculuğu

Tuz, asitle bazın tepkimesinden doğmuş; insanın, yediği bilinen tek kaya türüdür. Günümüzde ilaç üretiminden,  sabun üretimine kadar 14 bin çeşit kullanım alanı bulunuyor.

Tarihte dinden ticarete kadar geniş bir alanı etkileyen tuz, geçmişin ‘beyaz altın’ı olarak adlandırılmıştır.

Tuzun koruyucu özelliği, medeniyetlerin oluşmasını sağlamış, az bulunuyor olması sebebiyle ticaretin ana maddesi olup asker ve işçilerin maaşları tuzla ödenmiştir. Çinliler, Romalılar, Fransızlar, Venedikliler ve diğer birçok yönetim, savaşlar için para bulmak üzere tuz vergisi koymuştu. 18.yüzyılda bu vergiye karşı işlenen suçlardan dolayı her yıl üç binden fazla Fransız erkek, kadın ve hatta çocuk ölüm cezasına çarptırılmıştır. Yüksek vergiler isyanları başlatmış, isyanlar bağımsızlık mücadelesinin kazanılmasına kadar gitmiştir. Buna yakın tarihin en bilinen örneği olarak; Hindistan’ın İngiliz işgalinde olduğu sırada Mahatma Gandi’nin bir avuç tuzu alıp havaya kaldırmasıyla başlattığı mücadele ve sonunda kazandığı bağımsızlığı verebiliriz. Bunun yanı sıra tuz; tarihte zenginlerin lüksü, Yerli Kuzey Amerika kültürlerinin birçoğunun dişi tanrılarıydı…

tuz

Tarihte tuzun yapım aşaması.

Peki geçmişte insanlık tarihini değiştirecek kadar büyük bir öneme sahip olan tuz, günümüzde neden kullanım sınırı koyulacak kadar korkulan 3 tehlikeden biri olmuştur

Bizim günlük hayatta tükettiğimiz sofra tuzunun asıl adı ‘sodyum klorür ’dür. Tuzun %60’ı klor, %40’ı ise sodyumdan oluşmaktadır.  Sodyum klorür, kaya tuzu, deniz tuzu veya göl tuzlarının işlem görerek tüm doğal minerallerden arındırıldıktan sonra, 10 civarında kimyasaldan oluşan ve tadı doğal kaya tuzuna benzeyen bir zehirdir.

tuz

Dünyanız tuz olmasın.

Bizler küresel bir sodyum krizinin ortasındayız. New England Journal of Medicine’de yayınlanan yeni bir çalışma, her yıl yüksek sodyum tüketimine bağlı yaklaşık 1.65 milyon kişinin öldüğünü belirtmiştir.  Yalnızca ABD’de, kalp ile ilgili tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 10’u çok fazla sodyum ile bağlantılıdır.

Tuz tüketimiyle gelen hastalıklar

Hipertansiyon

Çok fazla tuz tükettiğinizde, vücudunuz su tutar. Bu kan damarlarına baskı yaparak hipertansiyona yol açar. Damarlarınız sonunda zayıflar ve kanın akmasını zorlaştırır. Pek çok hastalığın baş aktörü olan hipertansiyonu, tuz alımınızı dizginleyerek engelleyebilirsiniz.

Kalp Krizi

Hipertansiyonun ilerlemesiyle, kan akışı kalbe ulaşmaz. Bu durum, kasın bir kısmının ölmesine neden olur ve kalp krizi meydana gelir. Tedavi daha az tuz tüketimi ile kan basıncını iyileştirir.

tuz

Kalbinizi sevin.

Kalp yetmezliği

Hipertansiyon, kalp yetmezliği adı verilen kalp fonksiyonlarının azalmasına da yol açabilir. Hastalık tersine çevrilemez fakat sodyumun sınırlanması semptomları iyileştirebilir.

İnme

Hipertansiyon, beyne giden kan akışını engeller ve felce neden olur. Bu hücre ölümüne ve beyin fonksiyonunun kaybına yol açar.  Felcin 2 / 3’lük kısmı, hipertansiyondan kaynaklanır. Özellikle yaşlılarda, sağlıklı tuz alımı ile bu risk düşürülebilir.

Osteoporoz

Yüksek tuz alımı, idrar yoluyla kalsiyum atılımını teşvik eder. Minarel yoğunluğunun azalması da osteoporoz riskini artırır.

Kanser

Tuzun aşırı tüketimi, mide astarına zarar verir ve lezyonlara neden olur. Zamanla, bu lezyonlar kansere dönüşür. Ayrıca sinüs ve boğaz kanser riskini de artırır. Meme kanseri bile yüksek tuz alımına bağlanmıştır.

Obezite

Tuzun fazla tüketimi vücudun su tutmasına neden olur. Fazla tuz kan basıncını yükseltir. Kilo alımını hızlandırır.

Vasküler Demans

Bellek, düşünme, dil, yargı ve davranışları etkileyen yaygın bir bunama şeklidir. Beyindeki tıkalı kan damarı neden olur. Sofra tuzu, bu hastalığı tetikler.

Astım

Sofra tuzu astıma neden olmamakla birlikte, semptomları şiddetlendirir.

Ménière Hastalığı

Ménière, kulağa zarar veren ve bulantı, kusma, kulak çınlaması ve işitme kaybı ile baş dönmesine neden olan nadir bir hastalıktır. Sofra  tuzu, sıvı tutma özelliği  nedeniyle, iç kulaktaki basıncı arttırır ve bu da Ménière’nin semptomlarına neden olur ve kötüleştirir.

tuz

Sağlıksız hayata bir fiske tuz…

Mineral Tükenmesi

Sofra tuzu kalsiyum, potasyum ve magnezyumu tüketir ve doğrudan kardiyovasküler hastalık ile ilgilidir. Büyük miktarlarda tüketilmesi mineral eksikliğine yol açar.

Asit Oluşumu

Tamponlama minerallerinin eksikliğinden dolayı sofra tuzu vücutta asitleştirici bir madde haline gelir. Bu, vücudun alkalinitesini korumasını zorlaştırır.

Bağımlılık

Sofra tuzu bağımlılık yaparak birçok hastalığa davetiye veren bir zehirdir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün günlük kullanımı 5 gram olarak belirlediği tuzun, kullanım miktarını azaltmanızın tüyolarına göz atalım.

  • Ay çekirdeği tüketin. Yararlı birçok besinle dolu olan ay çekirdeği, sinirlerinizi ve kaslarınızı düzenleyebilir.

Miktar : 1/4 fincanlık servis

tuz

  • Doğranmış taze meyve ile dondurulmuş yoğurt tüketin. Dondurmadan daha az yağa sahiptir ve protein deposudur.

Miktar :  1/2 bardak

tuz

  • Antep fıstığı yiyerek, hem doğal antioksidan sağlamış hem de tuz arzusunu tatmin etmiş olursunuz.
  • Yemeğinizi pişirirken tuz eklemeyin. Yemeklerin lezzetini baharat ve nane, maydanoz gibi yeşilliklerden sağlamaya çalışın.
  • Limon ve sirke de tuzun yerini aratmaz.

tuz

  • Sucuk, salam, pastırma gibi tuz oranı oldukça yüksek besinlerden uzak durun.
  • Alışverişlerinizde ürünlerinizin içeriğine dikkat edin.
  • Cips ve kavrulmuş kuruyemişlerden elinizden geldiğince kaçının, onların yerine tercihinizi meyvelerden yana kullanın.
  • Bugünden itibaren masanızdan tuzluğu kaldırın.

 

 

Kaynaklar:

Harvard.edu

NTV

CureJoy

Womenshealth

WHO

Mark Kurlansky