Özgüveninizi 7 düşünce alışkanlığıyla yükseltin

Özgüveninizi arttırmanızı sağlayacak olan türlü türlü yolları denemiş ve başarısız olmuş olabilirsiniz. Bi’Bilenn olarak benliğinize verdiğiniz değeri artıracak 7 araştırma temelli düşünme biçimlerini sizler için derledik.

Özgüveninizi yerine getirecek düşünme biçimleri:

1.Her zaman kendinize güvenmiyorsanız endişelenmeyin.

Dr. Alice Boyes, yeni kitabı The Healthy Mind Toolkit’te, işinizi iyi yapmak istiyorsanız hem kendinize güvenmeniz gerektiğini hem de kendinizden şüphe duymanız gerektiğinizi söylüyor. Kendinizden şüphe etmeniz, daha fazla şey öğrenmenizi veya bir şeyde daha çok çalışmanızı sağlar. Boyes’e göre şüphe, yaptıklarımızı sorgulamamıza neden oluyor, zihinsel olarak değişimi kabul etmemizi sağlıyor ve bizi harekete geçiriyor. Daha fazla ya da farklı şekilde çalışmak, bizimle aynı fikirde olmayan insanlarla başa çıkmada daha işbirlikçi yaklaşımlar geliştirmemize yol açabilir. Yani güvensizlik bile güven getirir, siz farkına varın sadece!

2.Gelecek benliğinize karşı şefkat gösterin.

Gelecekteki kendinizi şimdiden hırpalamayın! Ona hazırlık yapın, bu hazırlık sağlıklı bir hayatın gerekliliklerini yerine getirmek olsun. Sağlıklı alışkanlıklar edinin (spor, düzenli beslenme vs.). Alışkanlıklar meydana geleceği süre boyunca sizleri zorlayabilir fakat siz ertelemeyin. Zaman kendinize gösterdiğinizin şefkati görecek ve mükafatlandıracaktır.

3.Kendi kendinize şefkatli ve gerçekçi konuşma pratiği yapın.

Acı çektiğinizde, umutsuz ve mutsuz olduğunuzda kendinize ‘’yarının başka bir gün’’ olduğunu söyleyebilmeniz; hata yaptığınızda kendinize destek olmanız sadece benlik saygısını artırmayacaktır. The Willpower Instinct adlı kitabında psikolog Kelly McGonigal tarafından yapılan araştırmaya göre, motivasyonunuzu ve öz denetiminizi de artıracaktır.

Şefkatli konuşmanın bazı örnekleri:

“Evet, arkadaşının isteğine hayır demediğin için kötü hissediyorsun. Bir dahaki sefere söyleyebildiğini düşün ve zihinsel dosyana koy.”

“Mükemmel olmana gerek yok.”

“Seni indirmesine izin verme. Bu da geçecek.”

4.“Başarısızlıklar” ı aksilikler, zorluklar, fırsatlar veya öğrenme deneyimleri olarak yeniden adlandırın.

“Hatalar” ın “zorluklar” olarak yeniden etiketlenmesi, vücudunuzdaki stres hormonlarının seviyesini hemen düşürecektir. Bir kelimeyi değiştirmek, problem çözme düşüncelerinin basamaklarını başlatabilir. Bu araştırmaya göre, geçmiş hataları ve geri dönüşleri analiz etmek, gelecekteki performansınızı da artırabilir. Zihinsel kelime listenizden çirkin bir kelime olan “başarısızlığı” vurun!

5.Uzmanlığınıza sahip olun.

Sizin bilip herkesin bilmediği şeyler muhakkak vardır, bunlara sahip çıkın. Ucuz giyim bulmak için en iyi yerleri biliyor musunuz? Şehrinizin çöp, izin ve büyük eşya alma işlemleriyle ilgili konulara hakim misiniz? Herhangi bir buluşma için en iyi restoran? İnsanların bilgi için size geldiği zamanları düşünün. Evet güveniniz, ucuz giyim yerleri bildiğiniz için bile güçlenebilir!

6.Güçlü yönlerinizi bilin.

Övgüleri ve insanlardan gelen olumlu bildirimleri düşünün. Başkalarından gelen olumlu  bildirimleri hatırlamak ve onlardan yararlanmak, güçlü yönlerinizi içselleştirmenize yardımcı olacaktır. Aynı şekilde, diğer pozitif deneyimleri hatırlamak, özel niteliklerinizi beyninize götürebilir. Güven güçlü yönlerinizde gizli.

Özgüveninizi olumlu düşünce alışkanlıklarıyla kazanın.

7. Amacınızı, değerlerinizi ve hedeflerinizi hatırlayın.

Önemli değerleri, hedefleri ve yaşam misyonunuzu kendinize hatırlatmak, önemli araştırmalara göre size, daha fazla irade, sebat ve özgüven verebilir. Değerleriniz sizi, gerçek kimliğinize yönlendiriyor, kim olduğunuzun özüne işaret ediyor.

Hiçbir şey işe yaramıyorsa ve sürekli değersizlik, güvensizlik veya kendine nefret duygularına karşı av hissediyorsanız, iyi bir terapist bulun. Terapistiniz, kendinizle ilgili derin bir inançla mücadele etmenize yardımcı olacaktır. Evet, terapi zaman, para ve sabır gerektirir. Fakat özgüveninizi geliştirmek için buna değer.

Maxwell Maltz’un bu sözlerinde çok fazla gerçek var: “Düşük benlik saygısı, hayatı el freni ile sürmek gibidir.”

Kaynak:

 psychologytoday