Kadınların kurtuluşunu temel alan 7 feminist film

Ataerkil hukuk ve düzen toplumları her kesimde olduğu gibi film endüstrisi içerinde de kendisini sert bir biçimde gösteriyor. Fakat son dönemlerde özellikle Hollywood sinemasında başkaldırışların olması oldukça umut verici.  Geçmişte de, özellikle 1970’li ve 1980’li yıllarda feminist film hareketi oldukça baskındı. Fakat kurtuluş ruhuyla yapılan bu feminist film klasikleri ne yazık ki film kültürü içerisinde genellikle kayboluyor. Stephanie Rothman’ın filmlerinin  bulunmaması bunun en iyi örneği olabilir.

Geçmişin kadın kurtuluşunu hedefleyen bu güzel filmlerinin birkaçını  sizlerle paylaşmak istedik.  Feminist film listesindeki filmler kadınlar tarafından yapılan ve kadın kahramanların olduğu filmlerdir.

Görülmeyenlerden: 7 feminist film

The Seashell and the Clergyman (1928)

feminist film

Film yapımcılığının gelişmesinde, kadınların önemli bir rol oynadığı genellikle fark edilmeyen bir gerçektir. Yürüyüşleri 20. yüzyılın başlarında yayınlanan Suffragettes gibi, kadınlar da kameranın arkasındaki aktivistlerdi.

Germaine Dulac, 1920’lerde Paris’teki avangardın içinde yer aldı. The Smiling Madame Beudet (1922) ve The Seashell ve Clergyman, radikal deneysel feminist film yapımının ilk önemli örnekleridir. Bu son film, Anton Artaud’un aynı adı taşıyan kitabının bir yorumu, patriyarka – devlet, kilisenin görsel açıdan hayali bir eleştirisi ve erkek cinselliği üzerinedir.

Film, derinden yıkıcı olan ve kralın gücüne ve rahibin arzusuna direnen merkezi bir kadın karaktere sahiptir. Film, 1927’de İngiliz Film Sansürleri Kurulu tarafından yasaklandı ve yasaklanma sebebi olarak şu söylendi: “Bu film neredeyse anlamsız olacak kadar şifreli. Bir anlamı varsa, şüphesiz sakıncalıdır. ”

Marianne ve Juliane (1981)

feminist film

 

 

Margarethe von Trotta, 1970’lerde yeni Alman Sineması dalgasının bir parçası olarak film yapmaya başladı. Bu süreçte de devletin baskısıyla sürekli olarak uğraştı. İlk filmleri, kadınlar, çoğu kız kardeş veya çok yakın arkadaşlar arasındaki ilişkiler ve onların psikolojilerini anlattı.

Marianne ve Juliane’de Trotta, ikizlerin devlet baskısı ve aile suçluluklarını araştırıyor. Film, gerçek hayattaki kız kardeşler Christiane ve Gudrun Ensslin’e dayanıyor. Film, bir dizi çocukluğun ve bir gazetecinin diğeri bir sokak savaşçısının, iki kadın arasındaki değişen bağını anlatıyor. Von Trotta’nın filmi, Batı Almanya’nın savaş sonrası tarihinin şiddetli bir dönemine özgü, kadın militanlığının katkısını temsil eden eşsiz bir kadın bakış açısı sunuyor.

A Question of Silence (1982)

feminist film

Üç kadın; sessiz ev hanımı, garip bir kafe çalışanı ve bir sekreter tarafından bir erkeğin ölümüne yol açan kadın komplo filmi.

Kadınlar yargılanmayı beklerken, kadınlara akli kontrol için bir kadın psikiyatrist istihdam edilmektedir. Film, psikiyatrın üç sanıkla özdeşleşmesinin yolculuğunu anlatıyor.

Mahkemede gerçekleşen filmin ifadesinde; psikiyatrist, kadın tanıklar ve sanıklar, histerik kahkahalarla kendiliğinden bir araya gelirler ve bu da mahkeme salonundan çıkarılmalarıyla sonuçlanır. Mahkeme dışına çıkana kadar kahkakalar devam eder. Bu kahkahalar cinsiyet sınırını ortaya çıkarır: Kadınlar bunu anladı, erkekler bundan nefret etti.

The Gold Diggers (1983)

feminist film

Sally Potter’ın filmi, avangardın, sanatkârın ve agitpropun da aralarında bulunduğu, patriarkanın gücüne ve kapitalist iktisatla kadın arasındaki ilişkiyi simgeleyen ve değişim nesneleri olarak ele alan bir dizi yelpazeyi bir araya getiriyor.

Film, yüksek kontrastlı siyah ve beyaz renklerde çekilmiştir. Film, erkek bakış açıları dahil olmak üzere feminist film teorisinin yönlerini de içeriyor. Biri siyah diğeri beyaz olan iki kadın kahraman arasındaki ilişki, kapitalizm ile sömürgecilik arasındaki ilişkiyi rahatlatmak için cinsiyet ve ırk arasındaki karmaşık ilişkiyi vurgular.

Ayrıca filmin üç senaristi, Sally Potter, Rose English ve Lindsay Cooper filmin sanatsal unsurlarından da (dans, sanat tasarım ve müzik) sorumluydu.

Vagabond (1985)

feminist film

Genç bir kadının donmuş bedeni, Fransa’da bir kırsalın ortasında  hendekte bulunmuştur. Bu açılış bilmecesi, hayatının son birkaç haftasında, genç kadın Mona (Sandrine Bonnaire) ile karşılaştıklarında insanların geri dönüşlerini gösteren bir dizi vinyet ortaya koyan bir araştırma öyküsü sunuyor. Seyrek bir kırsal manzarada çekilen film, insanların dişi olan bir serseriye karşı tutumlarını araştırıyor. Erkeklerin çoğu genellikle  cinsiyetçiyken, kadınlar genellikle daha sempatiktir.

Varda’nın filmleri her zaman güçlü kadınlara sahip olmakla birlikte, toplumun dışında yaşamayı tercih eden bir kadın karakteri yaratır. Onun en devrimci karakteri ise Mona olmuştur. Mona’nın rolü aslında toplumsal cinsiyete tecavüzünü temsil ediyor, çünkü iddia ettiği özgürlük türü sadece erkeğin eyaleti. Bu feminist film ataerkil düzenden kurtuluşun filmidir.

The Company of Strangers (1990)

feminist film

Bir gezi esnasında çıkan bir aksilik sonucu birbirlerini tanımak ve hayatta kalmak için birlikte çalışmak zorunda kalan kadınların filmi The Company of Strangers.

Film, genç siyah antrenör şoförünün dışında 70 yaşın üstündeki kadınlar, yerli Amerikalı  kadın, orta sınıf  dul,  lezbiyen ve  rahibe gibi birçok farklı grup ve kültürü içerisinde barındırıyor. Birçoğu doğaçlama olan  ve aktörlerin kendi deneyimlerine dayanan aralarındaki tartışmalar; yaşlanma, ırkçılık, bekarlık, aşk ve evlilik gibi konuları içeriyor.

Tükenmişlik, sıcak ve açlık çeken kadınların ruhu gerçekten ilham verici. Bu, sinemada – özellikle yaşlı kadınlarda – ihmal edilen bir kadın grubuna odaklanan ve iyi hissettiren bir film.

The Day I Became a Woman (2000)

feminist film

Marzieh Meshkini, çağdaş İran sinemasında çalışan bir dizi kadın yönetmenden biridir.

Film üç bölümden oluşuyor ve her bölüm bir kadının hikayesini anlatıyor. İlk bölümün  kahramanı Hava. Film Hava’nın dokuzuncu yaş gününe yaklaşırken geleneksel çocukluktan ayrıldığı ve erkeklerle oynamayı bıraktığı anı anlatıyor. İkinci bölüm de Ahoo’nun hayatından kesitler sunuyor. Ahoo bisiklet yarışında, ailesinin isteklerine karşı yarışmacı olan genç bir eştir. Sonunda Hoora. Hoora alıveriş çılgını olan yaşlı bir kadındır.

Güç, özgürlük ve özgünlük… dayatılanlar ve onlara rağmen varolanlar… Film bir kurtuluş mu dersiniz?

Kaynak

BFI (bfi.org)

İlginizi çekebilir: Kadın nedir?