Bebeklikten yetişkinliğe: Bağlanmak

Bağlanma – Bağlanmak günlük hayatta, özellikle romantik ilişkilerde sıkça duyduğumuz bir kelime haline geldi, günümüzde insan ilişkilerinde kullanılan bu ‘bağlanmak’ tabiri bize yüzeysel olarak insanların birbiriyle kurduğu ilişkinin-iletişimin bir tanımı olarak gözükse de, anne karnında başlayıp yetişkinlik dönemine kadar uzanan ve hayatımızda romantik ilişkilerden anne-baba-çocuk ilişkisine, kariyer-iş yaşamından cinsel yaşama, dinsel inançlardan politik tutumlara kadar yaşamın her alanında yaptığımız tercihleri etkileyen bir süreçtir.

Bir çocuk doğmadan önce annesiyle kuracağı bağlanma ilişkisi onun gelecekteki hayatında yapacağı birçok tercihi etkiler. Bir çocuk doğduktan sonra ilk olarak annenin kucağına verilir ve bu sırada annenin kokusunu alır. Sonra babanın kucağına verilir. Doğum sonrasında anne ve babanın yarı çıplak olmasının sebebi, çocuğun ebeveynlerinin kokusunu alması ve onları tanıması içindir. Sonrasında çocuk anneyi tanımaya başlar bağlanma figürü diye adlandırdığımız ona bakan kişinin (anne, baba, bakıcı, anane, dede, teyze vs.) onun ihtiyaçlarını karşılamasına ihtiyacı vardır. Çocuğun bakımını üstlenen kişi ile çocuk arasında zamanla bu bağ gelişir ve bebek ona bakan kişinin ihtiyacı olduğu zaman yanına geleceğini, ihtiyacını karşılayabileceğini ona güvenebileceğini anlar. Bağlanma süreci anne karnında başlar cümlesinde, çocuğun hayata onu isteyen ve  onun ihtiyaçlarını karşılayacak bir aile ile başlamasının, çocuğun sağlıklı bir bağlanma süreci yaşamasına katkıda bulunacağı vurgulanmaktadır.

bağlanma ve bağlanmak

Çocuk ve ona bakan kişi arasındaki güven bağı aslında oldukça hassas bir süreçtir. Çocuğa bakan kişinin çocuğu ihmali ya da kaybı (ölüm, hastalık gibi durumlar) çocuğun güven bağını zedeleyebilir. Çocuğa bakan kişinin sürekli değişmesi, çocuğu ihmal etmesi, çocuğun tek başına kalmış gibi hissetmesi ve ihtiyaçlarının ihtiyacı olduğu sevginin karşılanmaması bağlanma sürecini olumsuz etkileyen faktörlerdir.

Çocukluk dönemindeki bağlanma yukarıda da belirttiğimiz üzere tek yönlü bir bağlanmadır, çocuk ona bakan kişiye (anne, baba, bakıcı, anane, dede, teyze vs.) bir bağ kurar ve kişinin bağlanma şekli bu dönemde şekillenmeye başlar.

Yetişkinlik döneminde ise romantik ilişkilerde ki bağlanma süreci çocukluk döneminden farklı olarak karşılıklıdır. Karşılıklı bağlanma sürecinde kişilerin bağlanma stillerinin önemi kişilerin hayatının her alanında sağlıklı bir ilişki kurması açısından çok önemlidir. 3 adet  bağlanma stili vardır, bunlar: Güvenli, kaygılı ve kaçınmalı bağlanmadır.

Güvenli bağlanma

Kişiler birbirlerine bağlı olmaktan mutludurlar, terkedilme ya da yakınlaşma yönünden bir kaygıları yoktur. Kişilerin birbirlerine olan saygıları ve güvenleri yüksektir kendilerini açmaktan, diğer insanların da onlara kendini açmasından hoşlanırlar. İlişkilerinde olumlu ve iyimser yapıdalardır, genellikle uzun süreli ilişki kurarlar.

Kaygılı/Kararsız bağlanma

Kişiler partnerlerine karşı olduğundan daha fazla yakınlaşma ihtiyacı hissederler. Terk edilme korkuları vardır ve yoğun öfke patlamaları yaşayabilirler, ilişki içerisinde inişli çıkışlı davranışları vardır. Genellikle kıskançlık ve güvensizlik hissederler ilişkileri derin ve yoğun yaşayıp kısa süreli olur.

Kaçınan bağlanma

Kişiler partnerlerine güven duymazlar ve insanların onlara bağlanmış olduğunu  hissettiklerinde gerginlik hissederler. Sosyal ilişkileri sıkıcı ve gereksiz bulurlar fakat ait olma ihtiyacı kendisini yoğun bir biçimde hissetmekle beraber, kişinin reddedilme kaygısı daha baskın gelir ve her türlü ilişkiden kaçınır. Bu yüzden ilişkilerine diğer insanlara oranla daha az yatırım yapıp emek verirler. Genellikle ilişkilerinde olumsuz bir biçimde hatırlanma eğilimi gösterirler. Diğer bağlanma stillerine kıyasla ‘tek gecelik’ ilişki yaşama oranı daha fazladır.

Zihin Eğitim ve Danışmanlık – Baki Serin