The Bothersome Man : İşleyişi aksatan bir parça

bothersome man

Ruhsuz ancak sonsuza dek sürebilecekmiş gibi görünen bir öpüşme sahnesine ne kadar tahammül edebilirsiniz ki?

İsimsiz ve güvenli bir şehirde, stresten, kaygıdan, güvensizlikten uzak bir hayatın parçası olan Andrea’nın gözlemleriyle İskandinav soğukluğunun hayat bulmuş halini gördüğümüz “The Bothersome Man” filmi hayatı ne kadar yaşadığımızı, hayatın tadına ne denli varabildiğimizi sorgulamamıza itki olacak muhteşem bir başyapıt.

İlk sahnesinden son sahnesine kadar neredeyse mükemmel denecek kadar iyi kurgulanmış olan film bittiğinde sizi kanepeye çivileyeceğinden şüpheniz olmasın.

sorun çıkaran adam bothersome man

Yönetmeni Jens Lien’in ince bir işçilikle ördüğü film ruhun, arzunun, tutkunun olmadan nasıl yaşanacağını sorgularken bizi de içinde yaşadığımız hayata dair sorunlarımızla yüzleştiriyor. Bir kişinin makul bir işi, evi, sosyal hayatı onun mutlu olmasına yeterli midir? Ev keki ya da sıcak çikolatanın kokusu hayat içerisinde ne anlam ifade edebilir?

Ruhsuz ancak sonsuza dek sürebilecek bir öpüşme sahnesine daha fazla dayanamayan Andrea’ın kendini metronun raylarına atmasıyla başlayan Andre’nın hikâyesi fazlasıyla mekanik, her şeyin kurulu bir düzen içerisinde sürdüğü bir şehre kabulüyle devam ediyor. Film hissizleşmiş ve nötrleşmiş bir toplumda yaşamanın kişide yaratacağı anlam kaymasını odağına alıyor.

Bizi gerçekten mutlu eden şeyler belki de gerçekten göremediğimiz ama her daim içimizdekiler olabilir mi? Mekanikleşmiş bir düzende kendin olmaya kalktığında toplum seni makul olarak görmezse elinden ne gelebilir? Hayatın tüm renklerini içinde barındırdığını varsayan ama hissizleşmeye başlamış bir toplumda var olmaya çalışan, hissettiklerinden dolayı her daim öteki konumuna düşen Andrea bizi aslında yanlış olanın hangisi olduğunu ya da bir doğrunun var olma olasılığının peşine düşürüyor.

Bir toplumda var olabilmek ve mutlu bir yaşam sürebilmek için o topluma adapte bir şekilde yaşamak gerekiyorsa ve siz o topluluk içerisinde kabul görmüyorsanız bu filmi izleyebilir ve birey olarak farklılıklarımızla güzel olduğunuzu görebilirsiniz. Kuzey soğukluğunu iliklerinize kadar hissedeceğiniz aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığının farkına varacağınız “The Bothersome Man” filmi sizi hiçliğin ortasından alıp bir tünelin ucundaki kokuya dek sürükleyecek.

Yavaş bir tempoda ilerleyen ancak filmin bütünselliğinde kusursuzluğuyla ön plana çıkan film varoluşumuzun kusurluluğunu da gözler önüne sermeye yemin etmiş. Makineleşmiş bir düzende farklılığınız fark edilirse eğer siz düzeni bozan ve işleyişi aksatan bir parça olarak imha edilirsiniz. Misafir olarak geldiğiniz bir hayatta yine bir misafirmişcesine gönderilirsiniz.

Hayatın sırrı aslında hislerimizin, tutkumuzun, hazlarımızın ve duygularımızın önlenemezliğinde saklı. Çözümü adapte olmakta değil kendiniz olmakta bulacağınız bir yolculuğunuz olması dileğiyle.