-1

Bu hikaye, yapılan her hatayı kabul eden bir ailenin kabul edemediği bir kişi hakkında. Kişiler, kişiliksizlikler ve mekanlar düzeltilmeden sözcüklere dökülmüştür.

1994 yılında doğan, yükseleni aslan burcu olan başak kadını ben, bu hikayede Merkür ismini kullanacağım. Çünkü ailemin koyduğu ismi sevsem de onların koyduğu isimle anılmak istemiyorum burada. Bu benim hikayem ve benim istediğim gibi gidecek.

Hayatımdaki yalan ve yanlışlar silsilesi Palu ailesinin alternatif versiyonunda doğmamla başlıyor. Hatırladığım en eski anım bir poşet şişman biberi yediğim için dayak yediğim gün. Bir de saçları kalın ipten olan zenci oyuncak bebeğim. Irkçılık olsun diye zenci dediğimi düşünmeyin, ailem dışında herkese karşı Hümanistimdir. Aile de demeyelim de kan bağım olan insanlar diyelim.

O zamanlar yaşadığım, başıma gelen bütün kötü şeylerin annem ve onun aptallıkları yüzünden olduğunu bilmediğim için annesini her çocuk kadar seven biriydim. Hatta o uyurken gider yüzünü izlerdim, uyanıp irkilirdi, bana ne yaptığımı sorardı. Ben de “babam bi’ gün beni götürürse unutmiyim diye yüzünü izliyorum” derdim. Evet, böyle hissettiğim bir insandan günbegün nefret ettim, doğrudur. Fakat anlayacaksınız ki bu insan nefreti dahi hak etmiyor, bir insanın hissedebileceği hiçbir duyguyu hak etmiyor.

O esnada babam dediğim hatırladığım ilk üvey babam. Annem asla hiçbir şeyi tam ve doğru anlatmadığı için gerçekten ilk üvey babam mı öncesi var mı bilemeyeceğiz. Çok kayda değer birisi olmadığı için ismini belirtmeye gerek duymuyorum, umarım şu günlerde acı içinde kıvranarak ölmüştür de oksijen boşa gitmiyordur. Bu kişiye V. Deyip geçebiliriz. Sayın V, adı batası, anneme, bana ve erkek kardeşime yoğun şiddet gösteren, insanı duygulardan yoksun bir varlıktı. Varlık diyorum çünkü insan desem ayıp hayvan desem daha da ayıp. Kendisinden bir erkek kardeşim vardı, haber linkini bulursam mutlaka şuralara eklerim ki annemin nasıl bir anne olduğunu daha iyi anlarsınız. Ben bu şahsı öz babam sanmakla ve soyadını taşımakla birlikte kendisini asla ve katiyen sevmedim. Kendisi “sadist” kelimesinin vücuda gelmiş hali gibiydi. Yeryüzünde hiç kimsenin hak etmediği bir kötülüktü, saf kötülük. Peki bu adama mı daha çok kızmalıydık, onu başıma baba diye getiren, yetmezmiş gibi ona bir erkek çocuk veren, bu da yetmezmiş gibi oğlunu bu caniye terk edip giden benim anneme mi? Bunu anneme sorsanız başka çarem yoktu der ama annemin 3 cümlesinden biri zaten “başka çarem yoktu.” Annemi tanıyanlar bilir ya başka çare aramaya üşenmiştir ya da kendi çıkarlarına en uygun çareyi hayata geçirmiştir her zaman.

Küçük, sevimli, esmer, astım hastası erkek kardeşim dünyanın en güzel erkek kardeşiydi. Babasına asla benzemiyordu ve hiçbir zaman babası kadar kötü biri olmayacağına çok emindim. Fakat bu teoriyi asla kanıtlayamadım çünkü biz şiddetten bıkıp evin camından kaçarken Sedat’ı bakkala bırakıp babası bunu buradan alacak dedik.

Sedat’la İlgili haber linki.

Devamı gelecek…