Uçak bileti kadar yakın olmayan yeni havaalanı

istanbul havaalanı

Bugün size İstanbul’daki devasa büyük yeni havaalanımızdan bahsedeceğim. Benim tecrübem sabah 05:55 uçağına gitmek için evden çıkışım ve havaalanına gidişim ile başladı. Başından beri sosyal medyadan İstanbul Havaalanı hakkında duyduğum haberlerden dolayı aşırı bir gerginlik yaşıyordum. İnternetten araştırmama rağmen içim hiç rahat değildi. Çünkü hiçbir şekilde işleyişi bilmiyordum. Ve kuzenim ile birlikte Mardin’e uçacak, orada tur şirketi yetkilisi ile buluşup seyahatimize başlayacaktık. İlk defa gideceğim için de internetten duyduğum yorumlar (bazen sistemde sorun olabildiğini bilet bastırma konusunda zaman kaybı yaşanabildiği) doğrultusunda uçak biletimi internetten hem mail hem sms olarak kendime kare kod şeklinde gönderdim. Ve valizimi de kabin ölçülerinde ve sıvı miktarımı da yine kabin kurallarına göre hazırladım. Bir nebze içim rahattı.

Şimdi en önemli bölüme gelmiştim.

Şehir merkezinden İstanbul Havaalanı’na gitmek için tek ekonomik araç Havaist ve İETT ama ben Bahçelievler’de oturduğum için İETT hattını tercih etmek yerine Havaist ile gitmeyi tercih ettim. Havaist ile ilgili bilgiler çok netti, internette saatleri ve kalkış noktaları her yerden her yere giden servisler vardı. Saatler gece saat 12:00 den sonra saat başı kalkıyor. Ve güzergahtaki duraklara uğruyor diye yazıyordu. Âmâ güvenemedim. Ana durak Bakırköy İDO karşısı havaalanı gidiş yönündeki üst geçitin altındaki İETT otobüs durağının olduğu yer olarak belirtiliyordu.

Uçak gününden önce bir gün bu durağa gidip Havaist şoförü ile konuştum. Bakırköy İDO’dan kalktıktan sonra Ataköy-Şirinevler ve Koçtaş-Yeni Bosna’da duruyormuş, fakat yolcu yok ise durmuyormuş. Kalkıştan sonra yaklaşık 15-20 dakikada Ataköy-Şirinevler’e oradan da 5-10 dakikada Koçtaş-Yeni Bosna’da oluyormuş. Çok sağlıklı olmadığını düşündüm gecenin bir yarısı çokta güvenli olmadığı için Bakırköy İDO’dan binmeye karar verdik. Ve uçağımızın olduğu gün gece biraz havaalanına erken gitmeye karar verdik. Hem güzergâh konusunda bilgi sahibi olmak hem de İstanbul Havaalanı keşfim için zaten gece saat 12:00 den sonra saat başı olduğu ve 70 dakika sürdüğü için erken orada olsak ta geç kalmaktan iyi olduğunu düşünerek İDO’nun olduğu duraktan akbillerimizi kullanarak (Havaist’te para geçmiyor, kredi kartı ve akbil ile binebiliyorsunuz) Havaist’te bindik.

“En fazla şikayet edersin!”

istanbul havaalanı
İstanbul Havaalanı

Bakırköy’den çıktık, Ataköy-Şirinevler’e doğru geldiğimizde şoför göz ucu ile baktı (en ön koltukta oturuyorduk bu nedenle her şeyi iyi gözlemledik) ve durakta hiç durmadan Koçtaş -Yeni Bosna’ya yöneldi. Tam otobüs durağının sonunda iki kişi el etti ve şoför yaklaştı iki kişiyi aldık yola devam ettik. Gerçekten uzun bir yol gittik hava karanlık olduğu için hiçbir şey görmedik etrafta, Şoför yol boş diye çok süratli kullandı. Normal süreden önce havaalanına vardık. Gerçekten devasa bir havaalanı. Şoför hiç inmedi indiğimiz yerde bir görevli vardı ve valizleri o verdi. Ama kuzenin valizi var benim ki yoktu. Tam şoför hareket edecekti. Valizim yok dedim yer görevlisi tekrar valizin konduğu yeri açtı ve içeri girdi valiz şoförün hızlı kullanması ve valizi doğru yerleştirmemesi nedeni ile savrulmuş tokası kırılmış ve üstü leş gibi olmuştu. Çok sinirlendim muhtemelen içindeki makyaj malzemelerim kırılmıştı. Şoföre neden valizimi doğru yerleştirmediğini ve şimdi kırılanı kimin ödeyeceğini sorduğumda bana pişkin pişkin ‘“en fazla şikâyet edersin’‘ dedi ve bastı gitti.

Valizimi alan ve bana veren yer görevlisi bunlar hep böyle yapıyor dedi ve iki kat aşağıda yetkililerin olduğunu onlara şikâyet edebileceğimi söyledi. Valizlerimiz ile ana kapıdan girdik. İstanbul Havaalanı çok büyük ve devasa bir havaalanı, içeri girdiğimizde tam karşımızda danışma hemen danışmaya yöneldik ve bir şikâyet dilekçesi oluşturduk ve şikâyet dilekçesinin resmini çektik. (Hiçbir sonuç alamadık, ilgilenilmedi.)

Sonra vaktimiz olduğu için iki kat aşağıya indik. İndiğimiz yer çıkış kapısı idi ve güvenlik vardı. Eğer dışarı çıkar isem tekrar dışardan iki kat çıkıp ana kapıya gitmem gerekiyordu. Zaman kaybetmemek için güvenliğe Havaist ten bir yetkili ile görüşmek istediğimi söyledim. Söylediğim bir başkasına söyledi oda bir başkasına ve bir yetkili olduğunu söyleyen geldi valizimi gösterdim. Resmini çekti olayı dinledi ve ilgileneceğini geri dönüş yapılacağını söyledi. (Dönen olmadı) Hala sinirli idim. Daha sonra yine iki kat yukarı çıktık ve ilk X-Ray den geçtik. Sonra diğer X-Ray’e yöneldik. Oradan da geçtik. Ve artık içeride idik.

İşte maraton burada başladı.

Yeni İstanbul Havaalanı

Gerçekten çok uzun bir yol var kapılara gitmek için, yol üzerinde çay içebileceğimiz bir ‘’çay saati ” adlı mekânda oturduk. Fiyat olarak bayağı uygundu. Türk kahvesi 11 TL idi. Burada soluklandıktan sonra kapılara yönelmek için yürümeye başladık. Güzel olan sık aralıklarla görevli gençler ayakta gideceğiniz yönü size sorduğunuzda söylüyor. Ayrıca birçok işaret ve yön levhası mevcut, ayrıca çok beğendiğim yaşlılar ve engelliler için ayrılmış bölümler ve hizmetlerdi. Çok uzun bir yoldan sonra ilk kapıya geldik. Henüz uçağımızın kapısı belli olmadığı için ilk kapının olduğu yerde oturmaya karar verdik. Çünkü ışıklı panodan takip etmek ve ona göre kapıya gitmek en mantıklısı idi. Çok fazla oturma gurubu mevcut, çok rahat değil oturma koltukları ama güzel olan koltuk aralarında elektrik için fişlerin olması idi. Cep telefonlarımızı takıp koltuklara uzandık. Ve uçağımızın kapısını beklemeye başladık. Biz birinci kapıda ve c lere yakın bir şekilde saatin gelmesini ve kapı numaramızı bekledik. Kapı numaramız belli oldu. Kapı 11’di biz 1 ci kapıda idik. Ve yolun sonuna kadar yürümemiz gerekiyordu. Bu alanda yürüyen yollarda var. Kapıya geldik ve orada ki oturma gurubuna oturduk. Anons geldi. Ve uçağa doğru gitmek için biletlerimizi okutup uçağa binmek için yine yürümeye başladık kapıdan uçağa kadar da bir hayli yürüdük. (İlk defa gidenlere tavsiyem en az 3 saat önce gidin) Ve artık uçaktayız.

  Şimdi bittiğini düşünüyorsanız hiç umutlanmayın.

Bir buçuk saat uçarak Mardin Havaalanına indik. Tam uçaktan ineceğiz, kuzenim sırt çantasını İstanbul Havaalanı’nda unuttuğunu fark etti. İçerisinde cüzdanı, banka kartları ve kredi kartları, cep telefonu şarj aleti, şarj deposu ve önemli eşyalar uçaktan indik. Yer görevlisinden yardım istedik bizim yapabileceğimiz bir şey yok, İstanbul Havaalanı’na ulaşacaksınız dedi. Ve mail atabilirsiniz dedi. Bir adres verdi. Biz telaşla turumuzun yetkilisini bulduk ve otobüsümüze bindik. İnternetten kayıp eşya ile ilgili bölümün iletişimini bulduk. Arıyoruz cevap yok. Sürekli arayarak bir kişiye ulaşıp bilgilendirme yaptık. Telefondaki kişi alandan geri bildirim bulunan bir eşya olduğunda bize geri döneceğini söyledi. Tabi günümüz adrenalinle başlamıştı. Ve öyle devam etti. Öğleden sonra oldu hiçbir yerden ses gelmedi. Kuzenim telefonun eline aldı Instagram mesaj bölümünde bir mesaj gördü. Genç bir çocuk çantasını resmini atmış ve yer hizmetlisi ile bulduğunu teslim ettiği kişinin adını verdi anki sevincimizi anlatamayız. Hemen kayıp eşya bölümünü aradık ve yetkili çantanın ellerinde olduğunu söyledi ve dönüş günümüzü söyledik. Mardin gezimiz için keyfimiz yerine gelmişti. Mardin ile ilgili yazılarım yakında gelecek…

   Şimdi dönüş yolunda yaşadıklarımızı anlatmak istiyorum.

Mardin havaalanından İstanbul’a gelebilmek için iki kere kimlik polis kontrolünden geçtik. Sıkı bir güvenlik GBT kontrolü yapıldıktan sonra uçağımızı beklemeye başladık. Dönüş yolumuz iki saat kadar sürdü. Pilot iki kere anons yaptı. Rüzgâra karşı uçtuğumuz için dönüş daha uzun sürdü. Uçak yeni havaalanına indi. İndikten sonra 20 dakikaya yakın aprona gitmek için yerde yürüdü. Aprona geldik. Bu arada Mardin’den alışveriş yaptığımız için kabin kilosunun üzerinde olunca valizlerimizi bagaja vermiştik. Aprona giriş yaptık. İşte ikinci bölüm başlıyor. Yürümeye başladık. Yürüyoruz ayrıca yürüyen yollarda var Allahtan yoksa zor, köşe dönüyoruz bitti sanıyorum bir daha dönüyoruz. Artık yorulduğum andı. Ve valizlerin geldiği bölümü gördük. Işıklı panolarda hangi uçak hangi bankoda yazıyor. Valizlerimizi aldık ve sırt çantamızı kayıp bürosundan almak için yerde görevli olan kişilerden birine sorduk. Gösterdiği yöne ben valizlerin başında kaldım kuzenim gitti.20 dakika sonra geri döndü tam tersi istikamete gitti.15 dakika sonra geldi ve başka bir yöne gitmemiz gerektiği söylendi.

Şöyle ki kayıp eşyaları bölüm, bölüm ayırmışlar. Kırılacaklar, çanta vs. gibi iki kat yukarı yine ilk geldiğimiz günkü danışmanın önüne geldik. Ve oradan tarif aldık. Tarif bulunduğumuz noktanın tam karşısında alanın en sonunda olduğunu söylediler. Yine ben valizlerle bekledim.30 dakika sonra kuzenim çantası ile döndü. Burada önemli bir bölümü size aktaracağım nasıl bir mantık biz çözemedik. Belki siz çözersiniz, kuzenimin çantasında 50 TL uğur parası vardı. Bu para cüzdandan çıkartılmış ve bir para kutusuna konulmuş, bilgisayarda çanta yazılmış, içindeki para yazılmış ve diğer bulunanlar yazılmış, tabi üstü yazılı uğur parası yok, para kutusundan bir 50 TL iade edildi.

İstanbul Havaalanı kayıp eşya serüveni mutlu son ile bitti. Âmâ bizim serüven bitmedi.

Şimdi geri dönüş için yine Havaist’e bineceğiz. İki kat aşağıya indik. Kapıdan çıktık. Kapıdan çıktığınızda sol taraf tamamen Sarıyer, Maslak ve civarı, sağ taraf ise Bahçelievler, Bakırköy, Mecidiyeköy vs. diye devam ediyor. Numaralar var. Her numara bir durak, ayrıca İETT de mevcut, biz yine Bakırköy istikametine doğru gideceğiz ve Şirinevler’de inip metroya binmeyi planladık. Çok kalabalık ve kim kime bir durum da aracı bulduk. Valizlerimizi verdik ve akbillerimiz basıp Havaiste bindik. Anında doldu. Tam o sırada içeride Akbil basmış 3-4 kişi vardı. Görevli ineceksiniz sizi diğer araca dedi. Biri kadındı o hengamede kadın inerken düştü ve kafasını kötü vurdu. Bizim otobüs kalktığı için neler olduğunu görmedik. Şirinevler’de indik. Yine bir valiz krizi yaşadık. Valizimin üzerindeki valizler görülmeye değerdi…

Kısacası yeni havaalanı tam bir sınav biz bu sınavda çok zorlandık.

Bir muhatap bulamamak çok kötü tabii ki, hala dilekçemin peşindeyim. En son olarak Havaist ‘in İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı olduğunu öğrendim. Tekrar yazacağım…

Son olarak eklemek istediğim. HAVAŞ şimdiki adı Havabus ile Sabiha Gökçen Havaalanı’na giderken hiç sorun yaşamıyorum. Dönerken de nerede inecekseniz ona göre valizinizi yerleştiriyorlar. Bunu yapabilmek için Amerika’yı yeniden keşfetmek gerekmiyor. Sadece biraz pratik zekâ ….

Sevgiyle Kalın

Serpil Berat Tezgör

Jüpiterinkızı

12/5/2019