What If: Bir Netflix yapımı

what if

Hayatta güçlü olmak, güçlü kalmak için illa ki en dibi mi deneyimlemek gerekir? Güçlü karakterlerin arkasında derin dibe çöküşler mi bulunmak zorunda? Bir insanın çok başarılı olabilmesi için öncelikle bütün zayıflıklarından kurtarılması mı gerekir? Bir Netflix özel yapımı olan What If bu soruların çevresinde dolanan başarılı bir yatırımcı kadın ile onun yatırım yaptığı idealist, genç bir kadını konu alıyor.

What If dizisinin başrollerini Renee Zellweger ve “Suburgatory” dizisinden hatırlayacağınız Jane Levy paylaşıyor. Dizide Anne Montgomery (Renee Zellweger) gizemli, karanlık ve bilinmeyen geçmişi, dengesiz hamleleri olan bir yatırımcı. Lisa Donovan (Jane Levy) ise tıp dünyasında çok önemli gelişmelere yol açacak bir buluşu olan fakir ama idealist bir bilim insanı. Şu an Netflix’de dizinin 10 bölümden oluşan 1. Sezonu yer alıyor. Çıtır çerezlik, vakit doldurmak için bir dizi arıyorsanız tebrikler, buldunuz. Ama şimdiden uyarayım, dizinin sonunda Leonardo DiCaprio’nun Zindan Adası filminde olduğu gibi “vayyyyy be” bir sonuç bekliyorsanız, beklemeyin. Çünkü dizi oldukça tahmin edilebilir ve maalesef sonuç çok da tatmin edici değil, en azından benim için.

what if lisa donovan jane levy
Jane Levy nam-ı diğer Lisa Ruiz-Donovan
Yazımın devamı spoiler içermektedir.

Dizide öncelikle yoğun bir “Bu Anne’nin başına ne geldi de böyle taş kalpli oldu, altından nasıl bir hikaye çıkacak derken” gerçekten basit bir hikaye çıkıyor. Yani evet başına gelenler üzücü ama Lisa’da yol açtığı yıkıma kıyaslayınca tüm bunları bunun için mi yaptı, bu kadar basit mi diyesiniz geliyor. Öte yandan Lisa… Bence bu karakter biraz daha sağlam, daha az narin, daha zeki olabilirdi ki harika bir buluşu olan bir bilim kadınından söz ediyoruz. Ama gerçek hayatta Lisa’lar yok mu, oldukça fazla var. Gerçekçiliği Anne Montgomery karakterinden daha fazla diyebilirim.

Dizide şaşırtan hiçbir şey olmadı…

Ki benim için en büyük hayal kırıklığı bu oldu. Her şey tahmin edilebilirdi, başından anlıyorsunuz zaten Anne neden Lisa’nın “Emigen” firmasına yatırım yaptı. Yine de arkasından daha güçlü sebepler, şaşırtıcı bir öge bekliyorsunuz ama yok. Her şey tam düşündüğünüz gibi ilerliyor.

Peki ya yan karakterlerin hikayeleri?

Ne yazık ki onlar da zayıf. Diziyle ilgili en büyük eleştirim bu hem ana hem yan hikayelerde hiç beklenmedik, sizi kendine saran, diğer bölümü heyecanla bekleten, devamını merak ettiğiniz bir olay yok. Netflix klişesi olarak bir gay çift (ki homofobik bir birey değilim ama sırf bu da olsun diye dahil edilen gay çift hikayelerini sevmiyorum), birinin ötekini aldattığı bir çift, yan yana iki saat çalıştıktan sonra hemen elektriklenme oluşarak sevişen çift, ölen eski kız arkadaş… Hepsi var dizide. Marcos ve Lionel çiftini izlerken How to Get Away With Murder dizisindeki gay çiftimiz Connor ve Oliver’ı özlemle ve hasretle andım. Angela ve Todd’un “aldatılmaktan birlik doğar” konseptli hikayesi ise çok havada kalmıştı. Dediğim gibi, vakit geçirmek için izlemek isterseniz, izlenebilir ama hayatınıza bir anlam katmasını, size bir şeyleri sorgulatmasını beklemeyin.

Şunu da eklemeden geçemeyeceğim, Renee Zellweger, sana ne oldu? Resmen bir güzellik daha botoks kurbanı oldu gitti, Allah elimizde kalanlara zeval vermesin diyelim.

Evet bu ikisi aynı kadın…

Lisa’nın kocasından hiç bahsetmedim, çünkü tam bir “loser.” Anne Montgomery’ye hak verdiğim tek konu Sean olmadan Lisa’nın daha iyi olacağı.

Dizide hiç mi beğendiğim bir şey olmadı?

Olmaz mı, en beğendiğim şey hemen alttaki fotoğrafta ektedir efendim 😊