Puslu Kıtalar Atlası – İhsan Oktay Anar

İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında okuyucuyla buluşan Puslu Kıtalar Atlası kitabı yayınlandığı günden beri okurda derin izler bırakmaktadır. Kitabın anlatımında denenen yollar, betimlememenin gücü, post modern roman anlatısının Türk edebiyatındaki en önemli kitaplardan biri olmasını sağlamanın yanı sıra karakterlerin temsilleri, çok yönlülükleri de ön plana çıkmaktadır. 

Malumatfuruş yönüyle tanınan yazar bu yönüyle Umberto Eco’ya benzetilmektedir. Bu birikimini de yine kitaplarında yaptığı betimlemelerle ve farklı karakterlerin hayatları hakkında verdiği bilgilerle de göstermektedir. 

puslu kıtalar atlası

7 bölümden oluşan kitabın isim olarak en dikkat çekici bölümü” Yılanın Renkleri”dir. Çünkü bu kitap Bünyamin’in büyüme macerasını anlatır ve yine bu bölümün ismi de Uzun İhsan Efendi’nin bir rüyasına dayanır. 

“Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O’nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim.” diye seslendiği Bünyamin’e adeta yazar kendi yaşayamadığı hayatı yaşatmak istemektedir. Yaşamak macerasından korkmamasını ve O’nun eserini yaşamasını, kendi yapamadığını yapmasını istemektedir. 

Düş ve gerçek arasında sürekli gidip gelen Puslu Kıtalar Atlası aslında gerçekle kurgu arasında da bağlarını koparmış bir kitap değil.  İhsan Oktay Anar’ın dayısı Kocamustafapaşa’da nam salmış Arap İhsan lakaplı bir kabadayıdır ve yine kitaptaki Uzun İhsan betimlemesi de kendisini çağrıştırmaktadır. 

puslu kıtalar atlası

Bunun yanında kitapta Rendekar’ın çevirisi olan “Zagon Üzerine Öttürme” Kitabı da aslında Rene Descartes’in “Yöntem Üzerine Konuşmalar” kitabına dayanmaktadır ve “Zagon” Ermenicede “yöntem” anlamına gelmektedir. 

Kitaptaki Ebrehe ise Bünyamin’in zıttı konumundadır. Kökeni Yemen kralı Ebrehe’ye dayandırılmakla birlikte tam anlamıyla şeytan temsilidir ve bu iki karakterin ilişkisi de insan-şeytan ilişkisini de anlatmaktadır. 

İhsan Oktay Anar’ın Kara Para metaforu ile yaptığı kapitalizm eleştirisinin yanı sına Descartes’in felsefesini kitabına taşıyıp bunun üzerine kendi felsefesini ekleyerek üst kurmacadaki anlatıya ek olarak alt kurmacada inanılmaz bir hikaye de yaratmaktadır. 

Ebrehe’nin “apış arasından” çıkan zıbık, Kuzeye doğru yapılan secde gibi küçük ama etkili nüansların yanı sıra mikro evren, makro evren arasındaki ilişkiye de değinen kitap kesinlikle defalarca okunup her defasında da satırlar arasında kaybolmayı vaat ediyor. 

“Hoşçakal oğlu. Hoşçakal sevgili, biricik düşü.”

Enver Sedat KURUBAŞ